19 Kasım 2017 Pazar

Utanılacak İşler Mi Yapıyorum?



  Yukarıdaki başlık gelen '1' yoruma bağlı olarak atılmıştır. Çok şükür yüzbinlerin arasında sadece '1' kişi kötü niyetini dillendirecek kadar kötü!  İyi insanlar hala çoğunlukta ve umut var.
  Severek takip ettiğim bir ingiliz vlogger tam 1 ay tatil verdi kendine. 1 ay hiçbir sosyal medyadan paylaşım yapmadı. Çünkü sinirli ve mutsuz olmuştum diyor. Onca yorumun arasında ister istemez kötü yoruma takılı kalıyorsun. İnsan psikolojisi sanırım bu.

      İşe hatta işlere başladım ve başladıktan sonra bir süre bunu gizli tutabildim. Sonra ben yoruldukça, sosyal medyada geçirdiğim zaman azaldıkça bir açıklama yapmak zorunda kaldım.
Ve önceki yazımı hatırlayan var mı? Durun hemen linki ekliyorum lütfen buraya tık tık okuyun!

Sizi salona buyur ettim ve fabrikaya başladım dedim. Aslında söylemediğim şey şu biri online olmak üzere 3 işe aynı anda başlamış olmam. Böyle bir yoğunluk ben de beklemiyordum ama oldu. Hal böyle olunca ne sosyal medya ne de arkadaşlarımla görüşemez oldum.  4 gün işe gidiyorum, diğer günler Yoshi izinli onunla beraberim ve inanın 'kendimi özledim'

Ben böyle bir yoğunluğa girince ilk 'elalem baskısı' Erina ile başladı. Erina nerede, Erina'yı neden görmüyoruz (benim sosyal medya hesaplarımda Erina'yı aramak yanlış bir seçim ama neyse), Erina'yı özledik, Erina ile küstünüz mü? Yıllardır dilimde tüy bitti. Hayatım sosyal medyadan ibaret değil. Bir kısmını, paylaşmak istediğim kadarını paylaşıyorum. Bu süre içerisinde Erina ile eskiye nazaran az görüşmeye başladık tabii ki (kendimi özledim diyorum) ama her görüştüğümüzde de video çekmiyoruz ki :)
Geçen gün ben işe gitmeden cafede buluştuk. Dedim ki fotoğraf çekilelim vallahi bıktım. Tamam dedik tabii çeneye daldık ve unuttuk. O arabasına bindi, ben arabama bindim. Biraz ilerledik ve aklıma fotoğraf geldi. Durdurduk arabaları, yeniden park ettik ve inip fotoğraf çekildik. Çünkü size aramızın kötü olmadığını ispat etmemiz gerekiyordu :)

Bir diğer merak konusu ne iş yapıyorsun? Fabrika çalışıyorum. Detay ver, vermek istemiyorum! Neden utanılacak işler mi yapıyorsun?  Hayır hayatımda en zevk aldığım işlerden birini yapıyorum.

Neden anlatmak istemiyorum? Ben 2008'den beri blog yazıyorum. Eskiden sorulan soruları araştırır cevaplar yazardım. Sonra bunu yapmamaya başladım çünkü gelen soruların, isteklerin ucu bucağı yok. En son gelen mailde Japonya'da çiğ köfteci açacakmış, nasıl açılırmış, müşteri potansiyeli var mıymış, kuralı kanunu yetmediği gibi Japonlara da acı sever misiniz diye sormamı istemiş.

Armut piş, ağzıma düş dönemi bitti!

artık Armutu pişir, ağzıma düşür, çiğnet, yuttur ve çıkarttır dönemi var.

Eskiden yaptığım işleri anlattıktan sonra bir dolu mail gelirdi. Ben de o işte çalışmak istiyorum, nasıl yaparız?

Bir de işin Japonya'dakiler kısmı var. Bir sohbette çalıştığım dil okulunu öğrenip, gidip işimi elimden alan da oldu. Okulun tek Türkçe öğretmeni ben iken şimdi kayıtlı 5 öğretmeni var.  Allah herkesin gönlüne göre versin, ne diyelim!

Fabrikada çalışıyorum ve part time geçiyor. Yani saat başı para alıyorum. Başlama saatimi, çıkış saatimi, çalışacağım günleri ben belirliyorum. Haftada 3 gün en az 6 saat sözü ile başladım.
Çalışma vizesi olmayan çalışamaz. Vasıfsız bir iş olduğu için de size vize kazandırmaz. Ortamda başka yabancılar da var. İlk 2 gün biraz dışlandım ama hem çalışma disiplinim hem de düzgün kurallı japoncam sayesinde herkesin 'ismen' tanıdığı, selamlaştığı sevilen biri oldum. Mutluyum :=)

Türkçe öğretmenliği yapıyorum. Toyota fabrikasında 4 mühendise Türkçe öğretiyorum. Türkçe dersleri genelde şirketler tarafından Türkiye'ye gidecek elemanlarına aldırılır. Başka büyük fabrikalarda da ders vermişliğim var. Geliri güzel ama nadiren olan işlerden biridir bu. Türkçe tutulan, sayılan ve bilinen bir dil değil sonuçta. Dil okuluna bağlıyım, Toyota ile herhangi bir organik bağım yok. Yeni bir okulla anlaştım. Onlar buldu beni :) Bu okulun sistemi çok farklı. Öğrencilere beni sormuşlar, derslerde nasıl diye :) Öğretmenimiz harika demişler. Ben bir ağla ama mutluluktan :)
Haftaya Öğretmenler Günü ayyy yıllar sonra ilk defa günümü gönlümce kutlarım artık :)

Başlığa geri dönecek olursak! Hayatım boyunca emek verilen, hak edilen hiçbir işin utanılacak iş olduğunu düşünmedim. Ekmeğini taştan çıkaran veya ekmeğini taştan çıkarabilecek erkeklere aşık oldum. Statü vs hevesim de hiç olmadı. Alın teri ile kazanılmış her iş kutsaldır!
Ve çok şükür bugüne kadar utanılacak hiçbir işte çalışmadım!
Japonya'ya gelene kadar 6 gün Ceylan Bebe'de tezgahtarlık, Avon ve oriflame temsilciliği ve markette kasiyerlik yaptım 2,5 ay.
Japonya'da garsonluk, öğretmenlik, çevirmenlik ve televizyon yorumculuğu yaptım. Ve Tv'de Türkiye'yi temsil ediyorkan nasıl mutlu ve gururluysam, çalıştığım Türk restoranının wc'sini temizliyorkan de aynı oranda mutlu ve gururluydum!

Ben yine çok konuştum ama işin özeti şu




18 Ekim 2017 Çarşamba

Çekmecelerinizi Karıştırabilir Miyim?



Geçen yaz sevgili Zehra ile tanıştık. Aslında kendisi sıkı bir takipçimmiş ama sessiz olanlarından. Canım Nurdan'ım vesile oldu ve tanıştık. Almanya'da yaşıyor Zehra o da Türkiye'ye tatile gelmiş.
Söke'den geçeceklerini öğrenince bize davet ettim.

Eşi, kayınvalidesi, oğlu ve Zehra geldiler sağolsunlar.
Konu tabii nasıl tanıştığımıza ve sosyal medyaya geldi.  Anladığım kadarıyla Zehra'nın eşi sosyal medya kullanmıyor. Sosyal medyadaki sorulardan, isteklerden açıldı konu.

Eşi bana dedi ki.
Siz bizi şu an evinize aldınız, salonunuza buyur ettiniz. Ben şimdi kalkıp vitrin kapaklarını açamam ya da diğer odalara girip çekmeceleri karıştıramam.
Bunu o soruları soran insanlar da yapamaz büyük ihtimalle...
Ama siz bir şey paylaşıyorsunuz ve onlar daha fazlasını söyleme ve isteme hakkı buluyorlar kendilerinde.
Oysa bizi evinize davet etmiş olmanız bize çekmeceyi karıştırma hakkı vermez.
O an resmen aydınlandım.
Gerçekten de böyle değil mi?

Bugün bizim 10. evlilik yıldönümümüz.

Sırf video, fotoğraf paylaşıyorum diye
kilo, para, inanç, cinsel hayat gibi başlıkları futürsuzca sorabiliyorlar.

Ben şimdi bu fotoğrafı paylaştım diye size aklınıza her eseni sorma hakkı mı vermiş oluyorum?

Kesinlikle hayır!

Sizi salona davet etmem, yatak odama girme hakkı tanımadığı gibi
Bu fotoğraf da benim özelimi sorma hakkını vermez.

Bunu 'kişisel' ya da 'ben' üzerinden algılamayın.

Çok özel sorularınızı sadece elinizi kolunuzu sallayarak girebileceğiniz kişilere sorun.

Ben ablamın evinde bile çekmece açmış kişi değilim...
dip not olsun bu da

Zehra'ya
eşine
ve Nurdan'ıma da selamlar